rettiklerimiz:

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Sektör analizi ve sektörü besleyen kaynaklar

A- İÇEL’DE YERLEŞİM: TÜRKMENLER VE YÖRÜKLER         
 “Türkmen“ Oğuzların müslüman olduktan sonra aldıkları isimdir. Türkmenler arasında göçebeliğe devam edenlere, yerleşik hayata geçmeyenlere ise “Yörük“ denilmektedir. “Yörük“ kelime olarak da “Yörümek“‘ ten gelmektedir.
 Türk’ün öz geleneğini yaşatan yörükler, onlardan bir süre önce yerleşik hayata geçenler ve yarı göçebe bir halde yaşayanlar İçel ilimizde halkın önemli bir çoğunluğunu teşkil etmektedir. Bunlar Selçuklular zamanında başlanan Karamanoğulları devrinde tamamlanan İçel’i feth eden, çoğu Üçoklara mensup Türkmen ve yörüklerin torunlarıdır. Sultan II. Bayezıt devrinde Silifke’de Bozdoğanların, Anamur’da Yıvalu (=Yuvalu )ların, Selinti ve yine Anamur’da Oğuz Hanluların, Taşlık-Silifke’de Bozkırlu, Şamluların, Gülnar’da Hoca-Yunuslu ve Beğ Dililerin oymak teşkilatlarını koruduklarını görüyoruz. Bu oymakların başında bulunan aileler Karamanoğullarının emirleri arasında yer almışlardır.
 İçel, Osmanlı zamanında önemli bir insan kaynağı olmuş, çeşitli sebeplerle zayıf duruma düşen Türk nüfusu bu yöreden göçlerle takviye edilmiştir.
 İçel’den, daha sonraki yüzyıllarda da göçler olmuş, bu göçler bilhassa Çukurova’ya yapılmıştır. Bozdoğanlar ile ona mensup Melemenci, Kara-Hacılu, Kürkçülü, Tekelü obaları buraya göçen oymakların başında gelmektedir. Bu oymaklar Celâlî isyanları ve diğer sebeblerle azalan Çukurova’daki Türk nüfusunun kuvetlenmesinde önemli bir rol oynamışlardır.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Mut’tan geçmekte olan bir Sarıkeçili Göçerleri

2- DİĞER UNSURLAR

İçel, yoğun ve hızlı göç alan iller arasındadır. Göç, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelenlerle bir zenginlik kazanmaktadır. Göçle gelenlerin önemli bir bölümü kırsal kesimde yaşayan “köylü” nüfusu oluşturmaktadır. Bu kesimin özellikle Mersin ve Tarsus'ta yerleştikleri alanlar şehrin kenar kesimleri olmaktadır. Bir başka ifade ile göç edilen yer ile gelinen yerdeki yerleşim bir parelellik arzetmektedir. Bu durum onların gelenekçi tutumlarından kaynaklanmaktadır. Elbette bu tutumları onların el sanatlarına da etki etmekte ve böylece geleneksel el sanatları korunmaktadır.

B- HALK EL SANATLARI

 Halk El  Sanatları, diğer sanatlar  arasında  ayrı  bir kol halindedir. Kullanım itibariyle de çok  eski zamanlara  kadar derinleştirilebilir. Bu sanatta fayda gözetildiği kadar süs fikri hakimdir. Bu fikir muhtelif duygularla beslenmiş  ve sanat  kabiliyetinin yararınadır. Hediye edilecek bir başörtüsü için eller, samimi bir arzu  ve düşünce içinde çevik  ve daha maharetle çalışmıştır. Giyilecek bir çorapta parlak renkler ve ilgi çekici şekillerin olması istenmiş. Tanzim edilen bir kadın başına altınlar, inci  veya oyalarla daha sanatlı bir görüntü verilmesine dikkat edilmiştir.
Tezyini mahiyette olan bütün bu işlerde kadın başta gelir. En sabırlı  ve  en emeklileri de yaşlıların elinden çıkmıştır.
Motif, renk eski bir geleneğe dayanarak muhtelif tekrarlamalarla devam edegelir. Bu tekrarlamalarda çokca değişikliğe tesadüf edilir. Bazılarında ilâveler  ve bazılarında ise eksiltmeler  vardır. İçlerinden en eskilerini tayin etmek güçtür.
Halk El Sanatlarında basit usul ve araçlar kullanılmış olmasına rağmen tezyinatında zengin bir buluş dikkat çeker. Gerek dokuma ve gerek diğer işlerde kullanılan bu araçlara pek az  farkla her yerde tesadüf edilir fakat, motif renk ve bunların  terkipleri çeşitli bölgelerde birbirinden  ayrılmaktadır. Bu  terkiplerin  güzelligi karşısında hassas bir aydının zevkle durmaması imkânsızdır. Herbirinin sırrına erişilmeyen bir  çekicilik  vardır. Bunu görmüş olan yabancılar ekip halinde derlemeler yapmış yayım, kolleksiyon ve müzelerde lâyık olan yeri vermiştir. 
 
1- EL SANATLARININ ÖZELLİKLERİ

1- Geleneğe dayanan bir karakter taşır.
2- Milli sanat zevkini temsil eder.
3- Yaratıcılık fikrini geliştirir.
4- Aile içinde sanat terbiyesi temin eder .
5- Topluluk hayatında ve düşüncede büyük bir değer taşır.
6- Aile masraflarında tutumluluğu sağlar.
Bütün bunları eserin veya bir işin üzerinde görmek mümkündür.

2- EL SANATI ÇEŞİTLERİ

A) Halı, Halılar , atkılı ve ilmikli  dokumadır. Yüzü tüylüdür, tersinde ise yüzündeki renk ve süsler tüysüz olarak görülmektedir.
(İçel bölgesinde halı dokumacılığı yaygın değildir. Bu sebeple konu üzerinde yeterince durulmamıştır.)
B) Kilimler Kilimlerin ters ve yüzleri aynıdır. Süsleri yani motifleri kısa atkılarla teker teker işlenir. Bu süslerin ek yerlerinde boşluklar vardır. Bir taraftan bakıldığı zaman bunlar bariz bir şekilde gözükürler. Üstünde biriken tozların bu aralıklardan arka tarafa geçmesine sebep olmaktadır.

 C) Cicim ve Zililer

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Yörede çok kullanılan bir cicim örneği

Cicim ve zililer ise sık yüz ve tersleri tamamiyle ayrı bir dokumadır. Yüz tarafında motifler hafif kabarık bir haldedir. Terslerinde bu süsleri meydana getiren renkli yünlerden meydana gelmiş karışık bir manzara vardır.
 Cicim ve zililer ekseriya iki kişi tarafından dokunur. Dokuma tezğahının adına ISTAR denir
 Tezgahın ön tarafında oturan kadın atkıyı çözgülerden geçirirken aradaki işlenecek motiflerin şekil ve renklerine göre atkı geçirilmemiş çözgülerin arasından ön tarafa isabet edecek şekilde elindeki yünleri geçirerek arkaya alır. Bu vaziyette yapılan  muameleden sonra atkı süzme ve basma olarak boydan boya geçirilerek kirkitle dövülür. Bu dövmenin tazyikinden motifleri teşkil eden renkli iplikler cicim veya zilinin zemininde kabarık bir şekil alır. Ekseriya bu yünler atkı ve çözgüleri teşkil eden yün ipliklerden daha bükümlü ve daha ince olur.
 Zili dokumaları cicimlerden daha kalındır. Bölgemizde bu okumalara diğerlerinden daha fazla tesadüf edilir.
 

 

 

 

 

 

  D) Çullar

 Yörede en çok çul dokuması yaygındır.  Sergi için veya eşya örtüsü için her aile birden fazla çula sahiptir

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Fotografta Anamur’un çok meşhur Orhana Çulu görülmektedir  E) Çuvallar

 Yiyecek ve giyecek için dokunurlar.  Üç çeşidi vardır.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Mut Yörüklerinden alınan çadır içinde çuval örnekleri

1 Alaçuvallar

 Ev eşyalarının korunması ve taşınmasında kullanılan ala çuval, geç kızların çeyiz eşyası arasında baş sıralarda gelir.
 Çok zengin bir renk ve motif hazinesi halindeki ala çuvalların gerek motif gerekse renk uyumu yönünden, Türk kadınının iç dünyasına açılan penceredir diyebiliriz.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Mut Yörüklerinden alınan güzel bir alaçuval örneği

2 Kıl Çuvallar

 Ala çuvallar genellikle giyeceklerin korunma ve saklanmasında kullanılırken kıl çuvalları tahıl, yiyecek kapları gibi eşyanın taşınması ve konulmasında kullanılır. Atkılığı ve çözgülüğü kıldan oluşur.

 3- Un Çuvalları
 Un çuvallarının kıl çuvalların aksine atkılığı ve çözgülüğü yündür
 İçine yiyecek maddeleri konulan bu çuvallar, deve veya eşeğe yüklenerek taşımada da kullanılacaktır. Bu özellik dolayısıyla sağlam ve gösterişli çuval kullanmaya özen gösterilir.

 F)- Heybeler

 Eğer, ekin ve omuzda taşınmak için dokunan çeşitleri vardır. Çobanların içinde yiyecek taşıması, alış-veriş merkezlerinden karşılanan ihtiyaçların eve getirilmesi, yerleşim yerine uzak olan pınarlardan alınıp kaplara konulan suyun taşınması gibi pek çok fonksiyonu vardır.
 Bazıları ortasından yarıktır. Yarık kısmı eşek - at veya devenin semerinin kaşına takılır. Bazı heybelerin bir başka özelliği de hayvanın silkelenmesiyle içindeki eşyaların dökülmemesi için kendinden kitlenebilen bir tertbat konulmasıdır.

 G) Somatlar

 Üzerinde, hamur yoğrulur. Saçta pişirilen ekmekler arasına konarak kuruması önlenir; kurumuş ekmekler elle sulanıp arasına konarak yumuşaması sağlanır ve nihayet yemekler üzerinde yenilir. Türklerin misafiri sevmeleri ve en leziz yemekleri ile sofra dizmeleri geleneği dikkate alınırsa sofra için dokunan eşyaya da aynı itinanın gösterilmesi normaldir.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Anamur Bahşişlerinden bir Somat  (İteği) örneği

 H) Seccadeler (Namazlağı)

 

 İslamiyetin kabulünden sonra Türk dokuma türleri arasına giren seccadeler, yöremizde  de kullanılır. Seccadeler "farda" tekniği ile dokunur. Yani iki yüzü de aynı görüntülüdür.
Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Mut’tan bir eğerkaşı seccade

İ) Kuşak ve kolonlar

 Kullanıldığı yerler, topak evlerde (Alaçık çadır), çuvallarda, giyim ve baş süslemelerinde, çocuğun anne sırtına bağlanmasında, cenazenin mezarlığa götürülürken tabutun bağlanmasında kullanılır.

 J) Örtüler
 Sedir ve perde olarak kullanılır, düz dokumalardır.

 Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Anamur Bahşişlerinden alınan bir sedir örtüsü

 K) Keseler

 Duvar rafı-tuz, oklava kabı, para kesesi gibi kullanım alanları vardır.

 L) Çoraplar

 Kendine has motifleri ile örülen çoraplar günümüzde pek kullanılmamaktadır. Ancak göçle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen ve yöremizde yerleşik bir kısım Tahtacı Türkmenlerinde halen yapılmaktadır.

 M) Tülüceler

 Yerde oturulurken minder olarak kullanıldığı gibi aynı zamanda çobanların soğuktan korunmak için tercih ettiği bir çeşit örtünme aracıdır.
Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Anamur Bahşişlerinden alınan bir tülüce örneği

N) Bez Dokumalar

 İçel bölgesinde yaygın olarak dokunmakta iken son yıllarda fabrika üretiminin yaygınlık kazanmasıyla birlikte üretimi durmak üzere olan bir çeşit dokuma türüdür. Şile bezi benzeri veya Muğla ilinde uygulanmasıyla büyük bir başarı kazanan bu dokumalar yörede hammaddesiyle de en eski bir üründür.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış
 
  O) İgne Oyaları 

 Başta Çamlıyayla olmak üzere Tarsus ve Mersin’de yaygın olarak üretilmektedir. Tüketim alanları daha ziyade baş süslemeleridir. Son yıllarda geniş bir pazar payı olmakla birklikte yapıcılarının organize olamamasından dolayı çok ucuza ürün satılmaktadır. Takas usulünün uygulandığı alış-verişlerde üreticilerin hakkı korunamamakta böylece üretimin genişlemesi pek fazla olamamaktadır.

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Ö- Keçeler

 Yörede keçe yapımı pek yaygın olmamakla birlikte Mut’un Yalızcabağ ve Hacıahmetli köyleri keçe yapımını sürdürmektedir. 

  Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Mut Yalnızcabağ’da Depme ile keçe yapanlar

   P- Çadır

 Göçebe hayat yaşayan konar - göçer unsurları daha iyi anlayabilmek için, onların umumiyetle oba adı altında toplanan çadırlarını incelemek yerinde olacaktır. Bu hususta yapılan araştırmalara göre, Türkmenler arasında genel olarak üç tip çadır evi bulumaktadır. Bunlar: I - Alaçık veya alaycık adı verilen keçeden yapılmış ve ağaç direklerle desteklenmiş çadır. 2- Topak - ev adı verilen ve Asya'daki Kırgız evlerine çok benzeyen ikinci tip çadır ki, bu çadırlar türbe, kubbe biçiminde olup, baklava dilimi şeklindeki kafes kafes ağaç parçalarından meydana gelen iskeletin üzerine ak - keçe çekilmesiyle kurulurdu. Bunlara topak - ev denildiği gibi Topağ ev, Derimev, Keçe çadır ismi de verilirdi. Edremid Alevî türkmenleri buna "Top - ev" ismini vermişlerdir. Diğer bir keçe çadır, tren vagonu şeklinde olup meselâ, Bahşiş, Keşefli, Muradlı, Işıklı, Kösereli, Bayezidli aşiretleri kullanmaktaydılar. Diğer bütün yörükler kıl çadır kullanıyorlardı. 3- Karaçadır ve Çulçadır, keçi kılından örülmekte olup yedi direkliye kadar olabilirdi ki, bu tipler Oymakbaşı'nın evi olmakla Ş o -r e v'i ismi verilmiştir .

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Mut’tan geçmekte olan bir Sarıkeçili ailesine ait çadır

 G- Tezgahlar
 1) ISTAR
 

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Her türlü dokumanın yapıldığı tezgaha "ıstar" adı verilmiştir. 5 dakikada sökülür, aynı sürede de monte edilebilir. Taşıma için hayvan sırtına yüklendiğinde dengeli durabilecek biçimde 4 parçadan oluşmuştur.

 Kirmen

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 İçbükey 2 cm. enli 18=18 cm. uzunluğunda iki ağaç parçasından oluşur. Meşe, şimşir, dişbudak ağaçlarının kirmen yapımında kullanılması tercih edilmektedir. İki kanatın ortası deliktir.
 Kanatlardan biri diğer kanatın içinden geçebileceği kadar oyulmuştur. İçi oyulmuş kanata "kancık", diğerine de "erkek" eğirtmeç kanadı denir
      Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

   Gülnar’da Kirmen eğiren bir adam

 2) Yer Tezğahı ve Çarpana

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

 Kare biçiminde birkaç tahtacıktan ya da kalın meşinden yapılan çarpananın köşelerine birer delik delinir. Dokunacak ipin enine göre kare parça çoğaltılır. Bu karelerden biri aşağı biri yukarı çekilerek argacın geçeceği durum ortaya çıkarılır. Kılıç denilen tarakla argaç sıkıştırılarak istenilen ip dokunmuş olur. Kare parçalar biri birine çarpıla çarpıla çalıştığı için bu adı almıştır.
 Çarpanada dokunan ipler öncelikle devenin havudunu, eşeğin palanını, atın eğerini hayvana bağlamada kullanılır. Böyle olunca hayvanın canı acımaz. Bundan başka kadınların bellerine kuşandıkları kemerler de çeşit çeşit renkte olmak üzere çarpanada dokunur. Buna olukma adı verilir. Yassı, oluk gibi olduğu için bu adı almıştır.
 
 3) -Culfalık Tezgahı 

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

     Anamur’dan alınan bir görüntü   Culfalık tezğahında, bez dokumalar, yolluklar dokunur. Pedalı kuyuda olanlar ve yüzeyde olanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar.
 Yörenin zengin bez dokumaları (göklü bükme, ipekli bükme) bu tezğahlardan elde edilir. Çıkan ürünler iç giyim, havlu, şalvarlık, ceketlik gibi pek çok alanda değerlendirilir.

 D- DİĞER İŞLER

 1- BOYACILIK

 Toroslarda yetişen bitkilerden elde edilen tabii boyalar dokumada çok daha gösterişli olmaktadır. Sentetik boyaların artık Avrupa’da kullanılmaması bu konuda öncülük edilmesini gerekli kılmaktadır..

Mersin El Sanatlarına Toplu Bakış

Anamur’da kimyasal karışımlı boya yapan kadınlar.

 2- DERİCİLİK

 Yörede deri ve deriden yapma bazı eşyaları da görmek mümkündür. Biz bunların işlenişi ile ilgili de bilgiler derlemiş bulunuyoruz:
  Su tuluğu: Davarı kestikten sonra meşe ağacının şevtini kırarlar. Bu giliğin dışındaki kapçıktır. Önce üçe - dörde bölünür, sonra kırılır, derinin içine konur. Deriye biraz da su konur. Su  çay gibi dem haline gelir. Onu iğler. Bir kaç defa bu şekilde suyu ve şehti değiştirilir. Bu durumun ne kadar devam edeceği derinin beyaz bir renk almasına kadar devam sürer.
 Ekmek dağarcığı: Önce deriyi küllerler, sumağın yaprağına yatırırlar, şırlarlar, tüyünü yolarlar.
 Dağarcığa özel davar keserler, taze deriden yaparlar.
 Ayran tuluğu: Su kaynatılır, içine kül dökülüp karıştırılır, derinin tüyleri yolunur. Şarnın atkısı (kabuğu) dibekte döğülür, yolunan deriye kül gibi sürerler. Derinin rengi kırmızıya döner. Böylece suyunu iki üç sefer değiştirirler.
 Peynir derisi: Yoğurda tuz atar, derinin içine sürerler. Bir de unlanınca kullanılacak hale getirilmiş olur.
Çarık: Sığır gönünden yapılır. Sığırın da her tarafından olmaz elbet.
 Deri tuzlanır, kurutulur, ayak boyunda ama 5, ama 3 dağlı dilinir. Dürülür, büklür, kullanıma hazır hale gelmiş olur .

Araştıran ve yayılayan: Hilmi Dulkadir

Bu ierikle ilgili henz herhangi bir yorum yaplmamtr. Bu ierikle ilgili Yorumunuzu eklemek iin buray tklaynz.
Ana Sayfam Yap | Web Tasarmcya E-Posta | E-Posta