rettiklerimiz:

Bir çabanın öyküsü

-1996’dan 1998’e uzanan bir yolculuğun zorlu öyküsü-

            İçel Valiliği El Sanatlarını Geliştirme, Pazarlama ve Eğitim Projesi çerçevesinde yürütülen kumaş dokuma çalışmaları:

İçel’de köklü bir geçmişe sahip olan kumaş dokuma çalışmaları halkın “ev içi” ihtiyaçlarının giderilmesi  maksadıyla sürdürülememiş, ekonomik bir hüvviyet kazandırılamamış idi. Bunun sebebi, kullanılan malzemenin sentetik oluşu, yeteri kadar tanıtımının yapılamamış ve hiç pazar arayışına girilmemiş olamsıydı. Proje araştırma ekibi 15-20 yıl önce de dokunmuş saf pamuklu ürünlerden bir miktarını satınalmış ve ünlü tasarımcı Cemil İpekçi nezninde girişimlerde bulunarak bu dokumaların hangi alanlarda kullanılabileceğini soruşturmuştur.

Cemil İpekçi’nin örnek dokumaları coşkuyla kabullenmesi ve 1997 Sonbahar Kolleksiyonunun İçel El Dokumaları Kumaşlardan oluşturulabileceğini belirtmesi üzerine araştırma ekibi ilk etapta Gaziantep’te özel olarak %100 pamuk iplikten 3.5 ton satınalmış, bir miktarını boyatmış ve Mersin merkez Arpaçsakarlar kasabasından başlanarak Mersin Tepeköy, Mut Çukurbağ ve yine Mut Diştaş köylerinde üretime geçmiştir.

Eylül ayının ilk haftasında bu çalışmaları, takiben 15 gün içinde ilk ürünler alınmış ve adı geçen tasarımcıya gönderilmiştir. İlgilinin dokuma kalitesi ve desenleri üzerinde müsbet kanaat belirtmesi sonucu proje yürütücüsü Prof. Dr. Taciser Onuk üretimin hızlandırılmasını istemiş ve Eylül, Ekim ayaları arasında 5.000 metereyi bulan kumaş üretimi gerçekleştirilmiştir.

Üretilen bu kumaşlar 45 ila 65 cm. arasında değişen ende ve 15-25 metre uzunlukta iken piyasada daha geniş kullanım için kumaşların 90 cm. eninde üretimi önerilmiş ve bu konuda girişilecek yatırımların desteklenmesi amacıyla Cemil İpekçi tasarımlarını değerlendirecek işadamı Çetin Oduncu ile bir sözleşme yapılmıştır.

Sözleşmeyi imzalamadan önce konu araştırma grubu başakanı, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Taciser Onuk ve 2 Yrd. Doç.’i ile değerlendirilmiş ve üretimde bir sorun yaşanmayacağı kanaati belirtilmiştir.

90 cm. enli üretim için aynı dokuyucu ve aynı tezğahların (60 cm’lik) kullanılmaları için sadece tarakaların değiştirilmesinin gerekliliği üzerinde durulmuş, bunun dışında bir problem olmayacağı ifade edilmiştir.

Uygulamaya geçişte işe tarakla başlanmış ve ilk olumsuzluk da taraklar konusunda yaşanmıştır.

Tarak yapımcıları üretimlerini kamışla yapmakta, kamışı kavrup belli bir sertlik kazandırdıktan sonra bir kalıp içinde ve bir çeşit özel örgü ile gerçekleştirmektedir. Herkesin kamış tarak yapamayacığı gibi esasen kamış tarak yapımcılarının bulunmaları da ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nitekim kamış tarak yapımcılarının Çeşmeli kasabası yakınlarında yol kenarında sepet örücülerinin (çingenelerin) yaptığı öğrenilmiş ve ilk etapta 20 adet tarak siparişi verilmiştir. Siparişi alanlar kamışın temini ve örgüsünün 1 haftalık bir zamanda gerçekleştirileceği belirtilmiş, tarafımızca da uygun görülmüştür. Ancak gerçekleştireceğimiz siparişin zamanında karşılanamamasının ilk belirtisi burada ortaya çıkmış ve giderek panik haline gelmiştir.

Zira bizim sipariş verdiğimiz 90 cm’lik taraklar yapılıp karşımıza getirilince analşılmıştır ki 90 cm’lik bir kumaşta en az 500 aralık bulunmalı ve bu aralıklardan çift çözgü geçeceği varsayımı ile 1000 tel çözgü geçmelidir. Oysa tarakta aralıkları belirleyen ve dokunan kumaşa vurulunca belli bir sıklık kazandıran tarak dişlerinin en az 5 mm.’lik bir kalınlığı bulunmakatadır. 500 aralık bir tarakta 2.5 m. gibi bir uzunluk orataya çıkmıştır. 2.5 metere uzunlukta bir dokumaya hem kol yetmez hem de bu bütün yapıyı (tezgahın yapısı) altüst edecektir.

“O halde bu tarak yapımcısı iyi işçilik gösterememiş, başka bir yapımcı bulalım” fikri doğmuştur (!).

Sorulmuş, soruşturulmuş Mut’un Ortaköy’de tarak yapımcılarının olduğu tesbit edilmiş ve bu defa 5 adet tarak siparişi daha verilmiştir.

1 Hafta da bu tarakların gelişi beklenmiş ve sonuçta bu taraklar da işe yaramamıştır. Böylece kamış tarakaların 90 cm.’lik bir dokumada işe yaramayacağı anlaşılmıştır.

Konu Ankara’da bulunan başata Prof. Dr. Taciser Onuk olmak üzere araştırma grubu elemanlarından, Gazi Üniversitesi Uygulamalı El Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Feriha Akpınarlı ve Yrd. Doç. Dr. Serpil Ortaç nezninde yorumlanmış ve tarak konusunun “kamış” yerine “demir” olması fikri benimsenmiştir  (ilgililer dokumacılığın hocasıdırlar).

Bu arada Prof. Dr. Taciser Onuk halkın elinde bulunan ve bizim ilk 5000 metre üretim yaptığımız tezğahlar yerine tanesi 350.000.000 TL. olan modern tezgahlar satın alınması fikrini ileri sürmüş hatta 1 adet tezğahın yapılması hususunda üretici firmaya şifai siparişi de verilmiştir (Bu fikir tarafımızca  benimsenmemiştir. Zira 200 kişilik bir dokuyucu kitlesine satış şansının ne olacağı bilinmeyen dokumalar için sadece tezğahına 200x 350.000.000 TL.=70 milyarlık bir yatırıma girmek pek akıllıca değildir.)

Proje elemanlarından Yrd. Doç. Dr. Feriha Akpınarlı’nın tarak satınalınması, tel kücü kullanılması ve bu uygulamanın örneklerinin görülmesi amacıyla Şanlıurfa’ya oradan da Gaziantep’e geçmek üzere kısa süreli bir araştırmayı önermiş ve ilgili Ankara’da Şanlıurfa’ya uçakla gelmiş burada tezğahlar incelenmiştir. Şanlıurfa‘dan Gaziantep’e geçilmiş ve bu sahanın Yrd. Doçenti olan Feriha Akpınarlı 95 cm eninde ve 10 cm.’de 5 dişi olan 2 adet tarak kestirmiş bunlara yetecek kadar kücü teli satınalmış ve Mersin’e dönmüştür.

Mersin’de Prof. Dr. Taciser Onuk ile buluşulduktan sonra Ayvagediği köyüne gidilmiş ve burada Gaziantep’ten satınalınan tarak ve kücüler dokuyucu kadın Şadiye Ekinci ve Teslime Demirel huzurunda tezğaha yerleştirilmiştir. O gün hava kararırken tarak ve kücüye ipin geçişi bitirilememiş bu sebeple kadınlara ip takma işlemi bitirlikten sonra tezğahın çalışacağı belirtilmiştir.

O gün akşam ekibimiz Mersin’e dönmüş ve öğretim görevlileri Mersin’den Ankara’ya hareket etmişlerdir. Hocaların ardından Ayvagediği köyündeki dokuyucu kadınlar haber göndermiş “ bu iş olmuyor, biz dokuyamayacağız, kime verirseniz verin” diyerek bütün malzemeleri geri iade etmişlerdir.

Bu durum çabuk haberleşen dokuyucu kadınlar nezdide bir ürküntü yaratmış herkes merakla sonucu bekler olmuştur. Arızanın nerden olabileceği tekrar hocalara sorulmuş, “hiç bir arıza olamaz o dokuyucu kadınlar kendilerini zorlamak istemiyor, başka bir kadına verin.” cevabı alınmıştır. Bu kez Mersin’in Resul köyü’nden Havva Bolat adlı kadına aynı malzemeler verilmiş ertesi gün “tamam çalışıyor” cevabı alınmıştır. Bu “çalışıyor” cevabı bizim için iyi bir haberdi, çünkü yeni kullanılan tarak ve kücü telleri Gaziantep’teki satıcıda fazlaca yoktu ancak ve en az on gün sonra alınabilecekti.

O gün 20 adet demir tarak ve 10.000 adet kücü teli, bunlara ait diğer demir aksamalarının siparişi verilmiştir. Havva Bolat’ın çalışıyor dediği tezğah tarafımızca incelendiğinde görülmüştür ki “rahat bir çalıma söz konusu değil, kücü sıkışmış, çözgüyü açabilmek için ayakla basılan pedalin gücü kafi gelmemekte, dokuyucu ayrıca kücü çerçevesini eliyle çekmek zorunda kalmaktadır. “ Daha açık bir ifade ile, kadın mekiği çözgü aralığından geçirecek, ayağıyla pedale basacak, ardından önceki kücü çerçevesini sonra arkadaki kücü çerçevesini çekecek, dönüp tefe ile geçirilen bir ipi sıkıştıracak. Bu 30 saniyelik bir işlem demektir. Dakikada 3.500 mekik atan modern makinalar gözönüne alınırsa bizim dakikada 1 mekik dahi atamaz oluşumuz üretimde ne derece bir artış sağlayabilir? Bunun da ötesinde dokuyucu kadının kücü çerçevesini eliyle yukarı doğru çekerken vücudunun eğik vaziyette oluşu ve çekme gücünün fazla olması gerekliliği nedeniyle ertesi gün kolları kırık gibi döküle kalmıştır. Aynı kadın doktora gitmek zorunda kalmıştır.

Bu kücü telleri ile sağlıklı bir üretim sağlanamayacağı netleşmiştir. Başka bir usta dokuyucu kadın, kücü tellerinin iptal edilerek eski sistem ip kücü kullanılmasının sorunu çözeceğini belirtmiştir.

Her dokuyucunun “ip kücü” yapma becerisi yoktur. Bu nedenle “ip kücü” yapanlar araştırılmış 2 kadın bulunmuş ve malzemeleri alınarak 20 adet kücü yapması istenilmiştir.

Ekim ayında 2000 metre kumaş teslimatımız gözönüne alınarak hala rahat bir dokuma tezğahı oluşturulamamış olmanın verdiği rahatsızlık giderek yerini panik haline bırakmıştır.

İp kücü yapma siparişi verdiğimiz kadınlar öylesine çalıştırılmıştı ki birinin baş parmak tırnaklarının yarıldığı görülmüş ve acınır hale gelmişti.

İp kücü denemesi yapılınca aynen kücü tellerinde yaşayan sorunlar yeniden karşımıza çıktı. Sonradan anladık ki ip kücüde 100 cm.’lik bir uzunluk ipin kendi sıkma gücüden kaynaklanan bir zorluk veriyor. Bir de iplerin birbirine sürtünmesinden oluşan elektiriklenme ve bu sebeple ikinci bir sıkışma etkisi eklenince tel kücüdeki sorun hiç değişmeden karşımızda yeniden çıkmıştır.

Dokuyucuların verdiği bilgiler ışığında yaptığımız her deneme başarısızlıkla sonuçlanınca Berdan Tekstil A.Ş’ye giderek bir teknik eleman istenilmiş ve burada çalışan Dokuma Bölümü Şefi Muhittin Bey’le tezğahlardaki sorun yerinde incelenmiştir. Arpaçsakarlar kasabasında yapılan bu incelemede kücülerden kayanaklanan bir arızanın varlığı hususunda mutabık kılınmıştır. “ Kücü çerçevelerinin aliminyumdan olması daha iyi sonuç verir.” denilmiş, aliminyum çerçevelerin temini için kendilerinin 1 ay önce tasviye ettikleri eski makinaların kullanılabileceğini söylemişlerdir.

O gün vakit akaşama yaklaşırken eski makinaları satın alan hurdacı bulunmuş ve makinaların bulunduğu açıkhavadaki depoya gidilmiş ve otomobilin ışığı ile kücü çerçeveleri ve tellerinden 1 takımlık (2 kücü çerçevesi) sökülerek aynı hızla Arpaçsakarlar’daki dokuyucu kadın Zeynep.....’a ulaştırılmıştır. O gece sabaha kadar uyumadan 1000 adetlik kücü telleri takılmış bunların arasından çözgü ipi geçirilerek tarağa uyararlanıp ilk etapda basılırken güneş ufuktan gözükür olmuştur.

Dokuyucu, biraz hantal da olsa eskilerden çok çok rahat bir çalışma temposuyla dokumaya geçince çocuklar gibi sevinç yaşanmıştır.

Çünkü, 350 milyona bir tezgah almak mecburiyetinden kurtulunmuştur. Tanesini 10.000 TL.’ye aldığımız 1 kücü teli (bir tezgah için 10.000.000 TL. eder.) ve çerçeveleri ve tarak için ödeyeceğimiz toplam 15 milyonluk bir harcamamız ortadan kalkmıştı. (Aliminyum çeçeve ve kücü tellerin kilogramını 200.000 TL.’ye alabileceğimiz söylendi. Böylece bir tezğah için tarak hariç harcamamız 1.500.000 TL.’lik gibi çok cüzi bir seviyeye inmişti.) Asıl önemlisi artık tezğahlar yaygınlaşabilecekti.

Aynı gün 60 adet kücü çeçevesi sökülerek Berdan Tekstil’e götürüldü. Buradaki teknik atölyede gece saat 11’e kadar bu çerçeveler küçültüldü ve daha rahat çalışılabilir hale getirildi. Bu arada 10 adet tarak Berdan’dan 10 adet tarak da Çukurova A.Ş’den hibe olarak alındı ve dokuyuculara dağıtıldı.

Dokuyucular kücü tellerini “Baş-kıç” yönüyle şaşırıp yanlış takma veya telleri takarken üst üste bindirme gibi küçücük bazı sorunlar yaşamanın dışında kısa sürede adepte oldular ve daha sağlıklı bir şekilde dokumaya başladı.

Bu arada Mersin’de 1 hafta süreyle şiddetli bir kış yaşandı (Türkiye gelinde yaşanan bir kıştı.).Bütün bu olumsuzluklar bize 1 aylık bir zaman kaybına maloldu.

Dokuyucu kadınların birbirlerinden haber almadan olaya sıcak bakmadıklarını daha önce de belirtmiştik. İstediğimiz seviyeye ulaşabilmemiz Ekim ayının ikinci yarısına kadar sürdü.

Bu arada Cemil İpekçi 1 Kasım’da İstanbul Harbiye Orduevin’de bir defile yapacağını bunun için dokunmakata olan 90 cm. enli kumaşalara ihtiyacı olduğunu belirtti. 20 Ekim’e kadar ürettiğimiz 411 metre kumaş Cemil İpekçi’ye verildi (Cemi İpekçi bu kumaşalar gelmezse defileyi yapmayacağını belirtti. Oysa defilenin davetiyeleri dağıtılmıştı. Bu bir skandal olacaktı.).

Bu arada bizim sözleşme yaptığımız ve kendilerine Ekim ayında 2000 metre kumaş taahhüt ettiğimiz Çetin Oduncu ile şifai görüşmeler yapılmış, üretimde yaşanan sorunlar analtılmış ve kendinden gayet iyimser bir tavırla “olabileceği” sözü alınmıştır. “Ben sözümde duruyorum” denmiştir.

Ancak 2. ayın teslimatını yapmaya hazırlanırken Çetin Oduncu sözleşmeyi fesh ettiğini bildirmiştir.

            Bütün bu iyi niyetlerimize ve zaman mefhumunu düşünmeden sarfettiğimiz çabaya rağmen sözleşmenin fesh edilmesi personelimi ve şahsımı son derece üzmüştür. Neyse ki Cemil İpekçi Harbiye Orduevi’nde Mehmetçik Vakfı yararına son derece güzel bir defile yaptı, bu gösteri yüreklerimizi soğutmaya yetti…

Bu ierikle ilgili henz herhangi bir yorum yaplmamtr. Bu ierikle ilgili Yorumunuzu eklemek iin buray tklaynz.
Ana Sayfam Yap | Web Tasarmcya E-Posta | E-Posta